Armağan ve yoga

bb

Dersleri armağan ekonomisi ile vermeye karar verdiğimden beri bu konuyla ilgili sorular alıyorum. Ben de parça parça anlattıklarımı toparlayıp yazmak istedim 🙂 Armağan ekonomisi aslında benim de hayatımda çok eski bir kavram değil. 2012 yılında Filiz Telek’in “Armağan” yazısı ile ilk kez duydum ve açıkcası normalleştirmem (ilk duyduğumda baya garipsemiştim) birkaç ay, benimsemem birkaç ay daha aldı ve hayatıma “armağan istemek” olarak adapte etmem ancak son 6 aydır başladı.

Her insanın kendine özgü, bazen kesişen, bazen tamamen farklı armağanları, yani yaparken keyifle yaptığı ve belki başkası için zor gelen ama kendisine doğal gelen işler var. “Armağan ekonomisi, insanların vermek üzere bu dünyaya geldikleri armağanları keşfettikleri, bu armağanları bütünün hayrına özgürce, koşulsuz olarak ve severek verdikleri ve kendilerine verilen tüm armağanları da (hava, su, gıda, sağlık, dostluklar, öğretiler, dayanışma, ve hatta para ve aklınıza gelebilecek her şey) şükran ile kabul ettikleri bir sistemdir.”(Filiz Telek)

Ben yavaş yavaş armağanlarımı keşfetmeye ve kendi hayatımda enerjimi verdiğim yolları seçmeye, kalbimi dinlemeye başladım. Yoga, 2009 yılında eğitmenlik eğitimi aldığım sırada hayatımdaki yoğunluğu ile bana fiziksel, ama daha da ötesinde zihinsel, pek çok fayda sağladı. Bir süre sadece kendi pratiğimi yaptım, sonra okuldaki arkadaşlarıma sabah dersleri vermeye başladım ve 3 sene böyle gitti. Bir süredir düzenli olmayan hayat koşturması nedeniyle yoga yapamıyordum, bu nedenle derslere başlamak konusunda da tereddütteydim. Yine de (dostların da yardım ve olumlamaları ile) adımımı attım bu yola ve derslere başlamak benim de yeniden yoga yoluna girmemi sağladı.

İşte bu nedenle yoga aslında benim hem sizlere, hem de kendime sunduğum bir armağan. Yoga dersleri ve armağan ekonomisi bağlantısı da buradan geliyor. Kalbimde yatan ve değer verdiğim işlerle hayatımı sürdürülebilir hale getirdikçe enerjimi bu alanlara yönlendirmeye devam edebileceğim. Sevdiğim işlerden para kazanmak konusunda içsel gel-gitler yaşayıp, ihtiyacımı belirtmekte zorlandığım zamanlar çok oldu. “İş” başka “aşk” başka idi benim için. Ancak artık iş ve aşk bir oldukça dünyanın güzelleşeceğine inanıyorum. Paraya yüklediğimiz anlam ve mevcut ekonomik sistemin değerlerini sorgulayan Kutsal Ekonomi kitabının yazarı Charles Eisenstein‘ın bu konuda güzel bir tespiti var: ‘Neden’ diyor ‘hayata gerçekten değer katan ve hayatı destekleyen fikirler ve projelerin ekonomik karşılığı olmazken, hayatı, yeryüzünü ve insanları sömüren ve hatta sonunu hazırlayan işlerin ekonomik değeri çok yüksek?’. Paranın aktığı şeyler güçleniyorsa, paranın güzele, aşka ve armağanlara akmasını istiyorum.

Yoga paylaşımlarımızın “ders aldım-para verdim” kalıbındaki bir ilişkiden çok esnek ve organik bir topluluk ile derslerin değerini kendi hislerinize, ekonomik durumunuza, öğrendiklerinize ve minnetinize göre belirlediğiniz bir ilişki olmasına niyet ediyorum. Bununla birlikte, söz konusu para olduğunda, herhangi başka bir armağanda yaşamadığım bir “ayıp, kötü” hissiyatında oldum uzun süre. Armağan verirken karşımdakinin gözlerinin içine bakıp, armağan aldığımda neşe ile teşekkür edebilirken, aynı denklemde para ve armağan yer değiştirdiğinde hızlı, aksak ve gözlerin buluşmadığı durumlar yaşadığımı fark ettim. Bu algıyı kırmak ve parayı da şükranla kabul etmek benim derslerimden biri. Paranın da bir enerji ve bir armağan olduğunu, parasal olarak birisini desteklemenin onun yaptığı işi desteklemek ve minnet duygularımızı aktarmak olduğunu öncelikle kendim hatırlamak ve katılanlara hatırlatmak istediğim için seçtim bu yolu.

Armağan ekonomisi ile yürüyen sistemlere ilk geçişte para-minnet bağı henüz yeni yeni oluştuğundan bir “önerilen katkı payı” sistemi yaratılmış. Bu katkı payı masrafların (kira, zaman, yatırım vs) ve durumların şeffaf şekilde karşıya aktarılması ile belirleniyor. Bizim durumumuzda mekan kirası 150tl aylık, ilk yatırım olarak 8 tane mat aldım 170tl’ye, her ders, hazırlığı ile birlikte, 2,5 saatimi alıyor aşağı yukarı. Bunun dışında bana katkıları da var derslerin. Dersleri vermek benim yoga yoluna yeniden girmeme yardım ediyor, dersi paylaştığım insanlardan çok şey öğreniyorum, ve kendimi bu konuda geliştirmiş oluyorum.

Ortalama olarak ders başı 10 tl ya da aylık (8ders) 60tl olarak bir katkı payı önerdim. Bu şekilde mekan kirasını her ay ve mat paralarını birkaç ayda çıkarıp kalan para ile kendi yoga gelişimime devam etmek (ders ve kamplara katılmak) ve çeşitli başka yardımcı malzemeler almak istiyorum (yoga blokları, kemerleri, yastıkları gibi). Dediğim gibi, bu “önerilen” ve “katkı payı”. Yani tam 10tl verilebilmesinin yanı sıra her sefer 10tl vermek uygun değilse bir kişi için, o kişiden kocaman bir teşekkür, o hafta Ayaş’tan domates gelmiştir mesela birkaç domates, hoşa giden bir kitap da minnettir. Ya da dersler ile hayatının değiştiğini hisseden ve ekonomik durumu uygun olan, bir kişi kendisi için değeri kadar daha fazla da sunabilir, o da minnettir.

Armağan Ekonomisi ile ilgili daha çok bilgi için kaynaklar için Filiz’in yazısının en sonuna (ya da tamamına :)) göz atabilirsiniz: http://surdurulebiliryasam.wordpress.com/armagan-ekonomisi/

Aşkla ve ışıkla… ❤

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: